banner186

Bu haber kez okundu.

Kendi Kanınızla Güzelleşin
Dr. Yıldırım, platelet yönünden zenginleştirilmiş plazma (PRP) uygulamasının, bir kişiden 8-10 cc gibi bir miktarda kanın alınarak, özel bir tüpte santrifüj işlemine tabi tutulduktan sonra bileşenlerine ayrıştırılmasını ve aynı kişiye enjeksiyon yolu ile geri verilmesini temel alan bir uygulama olduğunu söyledi.
 
 “Vücudumuzda bir yer kesildiğinde o bölgeye ilk toplanan hücreler, kanın pıhtılaşmasını sağlayan platelet ya da trombosit olarak adlandırılan hücrelerdir” diyen Dr. Yıldırım, PRP’nin iyileştirici etkisini şöyle açıkladı:
 
Plateletler ya da trombositler, vücudumuzda hasar gören dokuların onarımını sağlamak için gerekli büyüme faktörlerini yapısında barındıran kan bileşenleridir. Trombositlerden salgılanan bu büyüme faktörleri, PRP’nin enjekte edildiği bölgede kök hücreleri uyarır ve kök hücrelerin aktif hale geçmesini sağlar. Bu nedenle bu uygulama kök hücre tedavisi olarak da adlandırılmaktadır.”

Büyüme faktörleri ile kök hücrelerin uyarılması belirli bir zaman aldığı için tek uygulamanın yetmediğini ifade eden Dr. Yıldırım, “İlk uygulamadan sonra ciltteki ışıldama ve parlaklık fark edilmektedir. Ancak uygulamanın daha kalıcı ve uzun süreli olması için birkaç kez tekrarlanması gerekmektedir” dedi.
 
Dr. Yıldırım, uygulamanın bir ay arayla 3-6 seans yapılmasının genelde yeterli olmakla birlikte 8-12 ayda bir, kürler halinde tekrarlanabileceğine dikkati çekti.
 
PRP’nin deride yıllarca ultraviole ışınlarına maruz kalmanın sonucunda oluşan kırışıkların düzelmesi, lekelerin giderilmesi, esneklik ve parlaklığın kazandırılmasını sağlamak amacıyla kullanıldığını belirten Dr. Yıldırım, “İyileşmesi uzun süren yara, çatlak ve sivilce izleri tedavisinde de oldukça etkili bir yöntemdir. Saç dökülmesi tedavisinde tek başına veya diğer tedavilere yardımcı olarak ta kullanılmaktadır” şeklinde konuştu.
 
PRP’nin lazer-peeling gibi uygulamalardan hemen sonra derinin hızla yapılanmasını sağlamakta etkili olduğunu vurgulayan Dr. Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
“PRP cilt lekelerinin tedavisinde ana yöntem olmamakla birlikte cildi gençleştirici etkisiyle lekelerin hızlı iyileşmesini destekleyici bir yöntem olarak kabul edilmektedir. PRP’nin etkisi uzun sürelidir. Uygulama sonrasında yeniden canlandırıcı/yapılandırıcı işlevi devam eder.
 
PRP kolay ve güvenli biçimde uygulanır. Yalnızca yeni kolajen oluşumunu değil, derinin tüm yaşamsal işlevlerini destekler. Kırışıklıkların ve çizgilerin giderilmesini deriyi ‘doldurarak’ değil ‘gençleştirerek’ sağlar. Kişinin kendi kanından hazırlandığı için alerji riski yoktur.”
 
Son zamanlarda, başta Avrupa ülkeleri olmak üzere ülkemizde de cilde hücresel canlılığı kazandırmak amacıyla tercih edilen rejeneratif bir cilt yenileme (gençleştirme) tekniği olan Fibrocellile ilgili açıklamalarda bulunan Dr. Yıldırım, sözlerini şöyle tamamladı:
“Fibrocellkulak arkasından alınan bir parça dokunun, laboratuvar ortamında cildin genç kalmasını sağlayan fibroblastlarına ayrılıp çoğaltılması yöntemidir. Hastanemizde de kişinin kendi doku hücrelerinin çoğaltılarak yüz ve dekolte bölgesine periyodik aralıklarla enjekte edilmesi suretiyle uygulamaktayız.”
Özel Sani Konukoğlu Hastanesi’ndeki uygulamalarla ilgili bilgiler veren Dr. Yıldırım, sunumunun ardından katılımcıların soruların yanıtladı.
 
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner115

banner185