banner115

banner189

banner178

Geleneksel Bugün Gazetesi Panelleri’nde Gündem, Arap Baharı

Kuruluşunun 13. yıldönümünü düzenlediği ‘Medya Perspektifinden Arap Baharı ve Sonrasında Ortadoğu’ konulu panelle kutlayan Adıyaman’da Bugün Gazetesi’nin panelinde yine gündeme ilişkin önemli konulara parmak basıldı.

GÜNDEM 29.11.2015, 17:40 29.11.2015, 17:51 adıyamanhaber
387
Geleneksel Bugün Gazetesi Panelleri’nde Gündem, Arap Baharı

1 Aralık 2003 yılında kurulan ve Adıyaman’ın ilk vasıflı gazetesi olmasından dolayı kuruluşu ‘Adıyaman basınında milat’ olarak kabul edilen Adıyaman’da Bugün Gazetesi’nin 13. kuruluş yıldönümü etkinlikleri, artık geleneksel hale getirilen ‘Adıyaman’da Bugün Buluşmaları’ ile gerçekleştirildi. Zaman Gazetesi Yazarı Ali Bulaç ile gazetemiz yazarlarından Necati Atar’ın konuşmacı olarak katıldığı ‘Medya Perspektifinden Arap Baharı ve Sonrasında Ortadoğu’ konulu panelde çok önemli vurgular yapıldı.

Panel sonunda, yine Adıyaman’da Bugün Gazetesi tarafından Adıyaman’ı en iyi şekilde ulusal ve uluslar arası düzeyde temsil edenlere dağıtılan ‘Adıyaman’da Bugün Ödülleri’ beğeni topladı.

CHP Merkezi İlçe Başkanı Hanifi Çavuş, Adıyaman Mor Petrus ve Mor Pavlus Kilisesi Metropoliti Melki Ürek, Adıyaman Faal Gazeteciler Cemiyeti Başkanı İbrahim Aslan, Adıyaman Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Zeki Dişkaya, Memur Sen Şube Başkanı Ali Deniz, Esnaf Odaları Birliği Başkanı Ziya Duranay, Mazlum Der Şube Başkanı Hidayet Aktoprak, çeşitli parti ve STK üyeleri ile vatandaşların katıldığı panelin açılış konuşmasını yapan Adıyaman’da Bugün Gazetesi ortaklarından Dr. Abuzer Demir, Adıyaman basını hakkında bilgi verdikten sonra, basının içerisinde bulunduğu sorun ve problemleri, çalışma şartlarını ve basın mensuplarının yapması gerekenleri dile getirdi. Adıyaman’da Bugün’ün yayımları ile hep halkın yanında olduğunu, sorunların üstüne gittiğini ve gitmeye de devam edeceğini belirten Demir, basının asli görevinin muhalif ile bir bakış ile sorunların üstüne gitmek olduğunu dile getirdi. Abuzer Demir yaptığı konuşmada, “Biz bu geleneği yaklaşık 13 yıldır devam ettiriyoruz. Her kuruluş yıl dönümümüzde değerli bir konuşmacıyı davet ediyor ve ondan feyiz almaya çalışıyoruz. Bu yıl hem dünyada hem de ülkemizde bilinen konusunda iyi olan yazar Ali Bulaç bizi kırmayarak ilimize geldik. Adıyaman’da akrabaları olmasına rağmen ilk defa ilimize geliyormuş. Her nedense bugün herkesin işi çıktı, cenazesi çıkan çoğaldı. Buda talihsiz bir olay. Ali Bulaç gibi bir üstadı dinlemekten mahrum kalmak her tülü korkuya ve fedakarlığa değerdi. Ama bu bir tercih meselesi. Demek ki, Adıyaman’da bu kadar cesur insan varmış. Geçen yıl almış olduğumuz bir kararla basın camiası içerisinde en iyi köşe yazarı, sayfa düzeni, haber dalında yarışmalar yapıyorduk. Bu dallardaki ödüllerimiz geçen yıl verdik. Gördük ki, basın mensupları maalesef bu işle uğraşmıyorlar. Adıyaman’da basının içerisinde olanlar bu yarışa katılmayarak, eserlerini getirmiyorlar. Eselerini göndermeyince bu yılda Adıyaman’da herhangi bir dalda ve kendi çabasıyla bilime, sanata katkı sunan ve ilimizin yıllardır tanıdığı birkaç kişiye plaket vermeyi uygun bulduk. İleriki yıllarda gazeteciler eser üretirlerse, yarışacak bir zemin doğarsa biz yine yarışma düzenleriz. Bu yıl ise farklı dallarda Adıyamanlı olan emektarlarımızın emeklerine saygılı olmak adına onlara birer plaket sunacağız. Ülkemiz ve Adıyaman zor şartlardan geçiyor. Diyarbakır’da çıkan silahlı çatışmada Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi öldürüldü. Ülkemizde birçok konuda sorun var. Yaptıkları haberlerden ötürü cezaevine konan gazeteciler oldu. Bu gazeteciler değişik suçlamalarla yargılansalar da sonuçta bunlar gazeteci. Hukuka karışmak bizim görevimiz değil ama bizde bıraktığı intiba sanki algı operasyonuyla birileri bir şekilde suçlanarak, cezaevine konuluyor. Bu durum içimizi sızlatıyor. Devlet bu şekilde totaliter bir yaklaşım sergilememeli. Bir memlekette basın görevini yapmıyorsa, halkın haber alma hakkı yerine getirmiyorsa özgür basından söz edilemez. Ortadoğu tarihinde her döneminde neolitik çağdan beri bir çok çatışmanın ve olayın merkezi olmuştur. Birçok devletler Ortadoğu’da kurulmuştur. Ve sürekli olarak Ortadoğu’da bir çatışma ortamı doğmuştur. Ortadoğu’daki çatışmaların aslında nedenleri değişik zamanlarda değişik şekilde oluşmuştur. Savaşlar bazen din uğruna, bazen enerji uğruna bazen ise toprak kazanımı sebebiyle olmuştur. Ortadoğu 10 bin yıldır hiç sakin olmadı. Bizlerde bir Ortadoğu ülkesiyiz. Bazı yayınlarda modern eğitimin aslında ülkeleri yönetmeye yetmeyeceği, buna mutlaka ahlakında eşlik etmesi gerektiği, yoksa bunun başarılı olmayacağı şeklinde söylemler var. Ahlakın da temeli din ile olur. Dinler derken de semavi dinler kast ediliyor. Oysaki dünyada semai dinlerin yanı sıra felsefe dinleri, kral tanrı dinleri var. Daha eskiye gidildiğinde ilkel dinler var” dedi.

Daha sonra söz alan panelistlerden Necati Atar yaptığı konuşmada, Ortadoğu’nun çok girift bir coğrafya olduğunu belirterek şunları söyledi: “Gerçekten ne olduğu tam olarak bilinmeyen, anlaşılmayan, sürekli olarak çatışmaların, kavgaların, mezhep çatışmalarının olduğu bir coğrafyadır. İslam’ın ilk dönemlerinden bugüne kadar da devam etmiş, İslam tarihine bakıldığında bütün katliamların, kanlı olayların, peygamber fendimizin, vefatından itibaren 4 büyük halife de dahil olmak üzere bu coğrafyanın her zaman kanlı ve paylaşılamayan, anlaşılamayan bir coğrafya olduğu görülüyor. Arap baharı birçoğun 2010 yılında seyyar satıcılığının engellenmesi üzerine kendisini yakması ve ondan sonra başta üniversite öğrencileri olmak üzere Tunuslu gençler arasında polise, devlet güçlerine karşı yapılan ayaklanmadır. Yıkılan iş yeleri, işgal edilen kamu binaları sonrasında Tunus’ta başlamış, daha sonra Mısır’a, oradan da Libya’ya ve birçok Afrika ülkesine yayılmış olaylar silsilesidir. Arap baharı tanımlanması her ne kadar kulağa hoş gelse de sanki yaşanan olaylar sonrasında olayların yaşandığı ülkelerde bir güzellik, bir esenlik yaşanmış, diktatörler devrilmiş, demokrasi, insan hakları, düşünce özgürlüğü savunucuları iş başına gelmiş gibi düşünülse de böyle olmadığını, 2010 yılından bugüne Libya’da, Mısır’da, Yemen’de, Suriye’de ve birçok Arap ülkesinde meydana gelen olaylardan biliyoruz. Batının Arap ülkelerinde yada Arapların yoğun olarak yaşamış olduğu ülkelerde çıkan çatışmaları bahar olarak nitelendirmesi, tanımlaması, daha sonra yavaş yavaş bunların kış olamaya doğru yol aldığı görülmekte. Bu kış etkilerini en çok Türkiye’de, kısmen de Fransa’da ver yakın bir zamanda bu olaylara destek veren, bu terör örgütlerini besleyen bütün ülkelerin canını yakmaya devam edecektir. İşsizlik, enflasyon, fikir özgürlüğünün önündeki engeller, yoksulluk, Arap baharının temel nedenleri arasında sayılmakta. İstenilen demokrasi, özgürlük ve insan haklarıdır. Her ülkede ve Türkiye’de en çok istenilenlerde bu konulardır. Çok büyük çaplı olayların olduğu Arap ülkeleri var. Bunların başlangıcı olan Tunus, Mısır, Libya, Suriye, Cezayir ve Yemen deniliyor. Mısır’da hükümet olan Hüsnü Mübarek 30 yıl sonra diktatörlüğü bırakmak zorunda kaldı. Tunus’ta hakeza, Libya’da Muammer Kaddafi linç edildi. Mısır’ın il başlarda yapılan eylemlerin başarıya ulaşıyor gibi görülmesinin başta ABD olmak üzere birçok batılı ülkenin de gözünü korkutmuştur. Çünkü sonuçta Arap ve Ortadoğu ülkeleri ne kadar büyük bir çatışmanın içerisinde olursa, yönetilemez olursa İsrail’in güvenliği için bir o kadar önemlidir. Tunus’ta diktatör, Mısır’da diktatör, Libya’da diktatör devrilince ve özellikle Mısır’da Müslüman kardeşlerin desteklediği Muhammed Mursi’nin Cumhurbaşkanı olmasından sonra tekrar Mısır Tahir meydanları büyük olaylara gebe olmuş ve Sisi’nin de darbe yapmasıyla Muhammed Mursi şuanda cezaevinde idamla yargılanıyor. Mısır’da başarılı olan bir ayaklanmayı, yeni gelen bir hükümeti mesela ABD destelememiştir. Tunus’ta İsrail’in güvenliği söz konusu olduğu sürece ilk başlarda göz yummuş, daha sonra Arap ülkelerinde meydana gelen olayların halk ayaklanmalarının başarıya ulaşılmaması tıpkı Suriye’deki gibi bir karışıklığın süre bilmesi için her ülke kendi çapında büyük bir oranda destek vermiştir. Batılı ülkelerin ve Türkiye’nin Arap baharı olarak nitelendirdiği, halk ayaklanmaları sonucunda yüz binlerce insanın hayatını kaybettiği bir olaydan bahsediyoruz. Yemen’de ayaklanmacılar başarılı olunca Suudi Arabistan önderliğinde Katar, Birleşik Krallık hemen orada muhaliflerin bulunduğu yerleri bombaladı. Türkiye’de onlarla birlikte hareket etmiştir. Muhaliflerin başarılı olmaları, hükümet kurmaları istenmemiştir. Mısır’da bir tek Türkiye Mursi’nin devrilmesine karşı çıkmış, başta ABD ve Suudi Arabistan olmak üzere bu konuda sessizliğini korumuşlardır ve darbeyi zımnen desteklemişlerdir. Sonuç olarak Libya’da 50 bin kişiden insan hayatını kaybetmiştir. Muammer Kaddafi linç edilmiştir. Şuanda iki başlı bir yönetim söz konusudur. Bu ülke kesinlikle 3 yıl öncesinden daha güvenli değildir. Kısır Hüsnü Mübarek’in döneminden, Suriye 3 yıl öncesinden daha kötü bir durumda. Irak 5 yıl, 10 yıl öncesinden daha kötü bir durumda. Bahar olarak nitelendirilen, diktörlerin gitmesiyle halkın refahın, mutluğunun artacağı, barışın, demokrasinin geleceği bir Ortadoğu hayal edilirken, şuanda Ortadoğu’da kimin nerede ne yaptığını, kimin kimin yanında olduğunu tam olarak bilinemediği bir çıkmazın içerisine girildiği girmiş bulunmaktayız. Ortadoğu’da en önemli kaos Suriye’de devam etmektedir. Suriye’de tıpkı Tunus’ta olduğu gibi 2010 yılında ayaklanmalardan etkilenmiş, kendilerine “özgür Suriye ordusu” adını veredn muhaliflerin bas rejimini devirmek amacıyla ayaklanmaları ve Esad rejimindeki askerlerin ve polislerinde halkın üzerine ateş açmasıyla birlikte tam bir çıkmazın içerisine girilmiştir. Birçok ülkede çatışmalar 1 veya 5 ay gibi kısa sürede sonuçlanmışken, Suriye’de gerçek anlamda 4 yılda fazla sürmesinin nedeni Suriye’deki güçlerin hem birbirleriyle hem de Esad rejimiyle kendi aralarında çatışmalarından kaynaklanmaktadır. Hem Esad hem de Esad’la çatışanlar başka ülkeler tarafından destekleniyor. Esad’ı ve Bas rejimini destekleyenler arasında başta Rusya olmak üzere İran, Çin ve Kuzey Kore geliyor. Elnusra’yı, IŞID’i, El Fetih’i, El Kaide’yi veya Kudüs Cephesini destekleyen çeşitli ülkeler var. Kimi kaynaklara göre 300 ila 400 bin kişinin hayatını kaybettiği söyleniliyor. Sadece 2,5 milyon göçmenin Türkiye’ye geldiği, 1,5 milyon civarında mültecinin özellikle Ürdün’e ve diğer Arap ve batı ülkelerine giden mülteci sayısının 1,5 milyon olduğu ifadeliyor. Medya denilince özgürlükler, bağımsızlıklar akla gelir. Türkiye’de değil bağımsız medyadan medyanın kendisinden dahi söz etmek mümkün değil. Şuanda herhangi bir medya yoktur. Çünkü biz sadece dünyada olup bitenleri değil, kendi ülkemizde neler olup bittiğini, olayların kendisinden yola çıkarak, medyanın iktidarın veya muhalefetin yanında durmasından ve onların bakış açısını yansıtmasından anlıyoruz. Olaylar hakkında bir fikrimiz yok. Medya haberleri ya iktidar veya muhalefet açısından bakarak, yansıtıyor.”

Panelistlerden Ali Bulaç ise yaptığı konuşmada, Medya Perspektifinden ve Sonrasında Ortadoğu’ konusunda yaptığı konuşmada, Ortadoğu konusunda fotoğrafla resmin birbirinden farklı olduğunu aktararak, “Olaylara hangi noktadan bakıyorsanız, çizeceğiniz resimde öyledir. Ortadoğu tanımlaması yanlış bir tanımadadır. Bu tanımlama bizim ortaya koyduğumuz bir tanımlama değildir. Ortadoğu bir İngiliz subayının tanımlamasıdır. Ortadoğu’ya yakından çok dikkatli bir şekilde bakıldığı zaman bu bölgede ABD o bölgeye yeniden şekil vermeye çalışıyor. Federasyonda ABD’nin idari yapısıdır. ABD ve bu idari yapıyı bölgeye empoze ediyor. Bu durum dikkatli bakıldığı zaman üst modelindeki resim görülüyor. Geçmişte Saddam Hüseyin ve Hafız Esad zamanında askeri diktatörlükler vardı. Bir monarşiyle otokrat rejim arasındaki temel fark monarşilerde yönetim babadan oğula intikal eder. Eğer kuvvetler bir elde toplanmış, fakat babadan oğula devrilmiyorsa orada otokrasi vardır. Yada vesayetler vardır. Fakat bu vesayetlerde kendilerini açıktan açığa belli etmiyorlar. Bazen askeri vesayet olabilir, bazen de sivil vesayet olabilir. Vesayet form değiştiriyor. Ülkelerde siyasetin temel problemi bürokratik merkezle toplumsal merkez arasındaki çatışmadan kaynaklanır. Arap baharı tanımlamasına itiraz etmemiz gerekiyor. Çünkü öyle bir bahar söz konusu değil. Bu tanımlamayı batılılar koydular. Ortadoğu’da olup bitenler konusunda batılıların, “Arap baharı” dedikleri söz aslında bir yanardağın birden patlamasıdır. Peki Ortadoğu’da bu patlamalara yol açan nedenler nelerdir? Bu patlamalara yol açan çeşitli sebepler var. Bunlardan bir tanesi baskı rejimleridir. Bütün Ortadoğu ülkelerinde eğitim sistemi işler halde, çocuklarını okuyorlar. Ve bu gençler medya üzerinden batı dünyasında sıkı temas halindeler. Medyadan gördüklerini değerlendirerek, “Neden biz karar mekanizmasında söz sahibi değiliz?” diyorlar. Bu durum dışında bir diğer faktör ise insanların ekonomik durumlarının kötü olmasıdır. Burada inanılması güç bir paradoks var. Ortadoğu kaynakları itibariyle dünyanın en zengin bölgesidir. Enerji kaynaklarının yüzde 65’i bu bölgede bulunuyor. Hatta bu hattı Orta Afrika’ya kadar uzatırsak,  bu rakam yüzde 72’leri bulunuyor. Petrol, doğalgaz ve diğer kaynaklar burada yer almakta. Fakat bu kaynaklar doğru dürüst bir şekilde kullanılmıyor. Bütün İslam aleminde sadece 30 milyon insan 30 bin Dolar gayri safi hasıla ile yarım dolarla geçinme durumda. Bu durumda milyonlarca insan var. Arap dünyasında muazzam bir israf söz konusu. Arapların başına gelen en büyük felaket geçen yüzyılda yani 20. yüzyılın başlarında petrolün bedevi bölgesinde ortaya çıkmasıdır. Petrol bedevilerin bölgesinde çıkınca hakikaten bedeviler deden inerek, mercedese bindiler. Ve bu aileler zaman içerisinde yoksullaşarak, piyasadan çekildiler. Böylelikle sonradan görme oldular. Parayı nasıl kullanacağını bilmeyen kişiler oldular. Bu durum Arapların başına gelen bir felakettir. Piyasa kapitalizmini geçtikten sonra yada sosyalist rejimlerden çıkıp, piyasalara geçtikten sonra başka ülkelere benzer şekilde yeni zenginleri bu şekilde türettiler. Filistinlilerin uğradıkları mağduriyet ve o mağduriyet karşısında çaresiz kalmalarıyla birlikte 1948 yılından bu yana İsrail’le yaptıkları savaşlarda kaybetmelerinden sonra Araplar küçücük İsrail devletini yenemeyeceklerini anladılar. Aslında ortada “İsrail” diye bir vaka yok, bütün bir batı dünyası var. İsrail hak hukuk tanımaz bir şekilde işgallerine devam ediyor. İsrail’in 1967 yılından bu yana işgal ettikleri toprakları verecek mi vermeyecek mi diye merak edilmekte. İsrail bugüne kadar 21 güvenlik konseyinin kararını tanımamıştır. Ve hiç kimse İsrail’e bir müeyyide uygulamıyor. Filistin konusunda bir diğer konu ise mültecilerin vatanlarına dönüp dönmeyecekleridir. Asgari 7 milyona yakın Filistinli çeşitli ülkelerde yaşıyor. Toprakları işgal edildiği için vatanlarına dönemiyorlar. Bu insanların ülkelerine bir daha dönebilmeleri mümkün değildir. Dünyanın neresinde olursa olsun İsrail devleti, Yahudileri Filistin’e davet ederek, Filistinlilerin topraklarını ellerinden alıp, büyük bir zulme imza atıyor. Kimse bu durumun önüne geçemiyor. İsrail, “Kudüs, İsrail’in ebedi başkentidir” diyor. Mescid-i Aksa’nın durumunu çözmeye hiç kimsenin gücü yetmiyor. İsrail’i ayakta tutan bölge ülkeleridir. Mısır doğalgazının yüzde 30’unu İsrail’e veriyor. Suudi Arabistan petrolünün tamamını veriyor. Suudi Arabistan ile İsrail arasındaki anlaşmaya göre petrol ne kadar olursa olsun 28 Dolar’a alınıyor. İsrail sorunu belki de demokrasiyle çözülebilinir. Halkın iradesi rejime yansırsa belki de bu sorun çözülebilinir. Arap baharını batı organize etti. Bu bir projeydi, kendiliğinden ortaya çıkmadı. Bunu ortaya çıkaran iç dinamikler, dış devletler araya girerek, süreci tekrardan kontrol altına aldılar. Ortadoğu sistemine entegre olmayan bir sistem kuruldu” dedi.

Adıyaman’da Bugün Ödülleri sahiplerini buldu

Düzenlenen panelden sonra program soru cevap ile devam etti. Soru cevap bölümünün ardından Adıyaman’da Bugün Gazetesi tarafından düzenlenen ‘Adıyaman’da Bugün Ödülleri’ sahiplerine dağıtıldı.

Adıyaman’da uzun yıllardır basın camiasının içerisinde yer alan gazetemiz kurucularından ve yazarlarından Gazeteci-Yazar Mahmut Tekin ‘Basın Ödülü’ne layık görüldü. Tekin’in ödülünü BEM Bir-Sen Adıyaman Şube Başkanı Mahmut İnan takdim etti.

İlimizin yetiştirdiği en donanımlı yazarlardan bir tanesi olarak dikkat çeken ve gerek Adıyaman’ı gerekse ülkemizi Avrupa’da temsil eden Şair-Yazar Şeyhmus Dağtekin ise ‘Edebiyat Ödülü’ne layık görüldü. Dağtekin’in ödülünü, yurt dışında olmasından dolayı abisi Mehmet Dağtekin aldı. Dağtekin’e ödülünü Adıyaman Esnaf Odaları Birliği Başkanı Ziya Duranay takdim etti.

Elde ettiği başarılarla Türkiye Şampiyonu olan ve şu sıralar İtalya’da düzenlenen Avrupa Şampiyonasında boy gösteren Adıyaman Belediyesi Engelliler Basketbol Takımı, ‘Spor Ödülü’ne layık görüldü. Takım adına ödülü Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğü Şube Müdürü Yaşar Sarıkaya aldı. Ödülü Mazlum Der Adıyaman Şube Başkanı Hidayet Aktoprak takdim etti.

Yaptığı resimlerle ülke genelinde ün salan Ressamımız Celal Binzet ise ‘Resim Ödülü’ne layık görüldü. Binzet’in ödülünü Hacı Bektaş’ı Veli Anadolu Kültür Vakfı Adıyaman Şube Başkanı Nusret Tunç takdim etti.

Bestelediği birbirinden güzel türkülerle Adıyaman yöresi müzikleri Türkiye’ye duyuran bestekar Av. Fahri Bildik ise ‘Müzik Ödülü’ne layık görüldü. Bildik’e ödülünü gazetemiz ortaklarından İrfan Turan takdim etti.

Ödül töreninden sonra programa katılan davetliler ve Adıyaman’da Bugün Gazetesi toplu halde hatıra fotoğrafı çektirdi.

Yorumlar (0)
banner113
36
açık
Namaz Vakti 27 Temmuz 2021
İmsak 03:40
Güneş 05:18
Öğle 12:38
İkindi 16:29
Akşam 19:49
Yatsı 21:20
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 40 84
2. Galatasaray 40 84
3. Fenerbahçe 40 82
4. Trabzonspor 40 71
5. Sivasspor 40 65
6. Hatayspor 40 61
7. Alanyaspor 40 60
8. Karagümrük 40 60
9. Gaziantep FK 40 58
10. Göztepe 40 51
11. Konyaspor 40 50
12. Başakşehir 40 48
13. Rizespor 40 48
14. Kasımpaşa 40 46
15. Malatyaspor 40 45
16. Antalyaspor 40 44
17. Kayserispor 40 41
18. Erzurumspor 40 40
19. Ankaragücü 40 38
20. Gençlerbirliği 40 38
21. Denizlispor 40 28
Takımlar O P
1. Adana Demirspor 34 70
2. Giresunspor 34 70
3. Samsunspor 34 70
4. İstanbulspor 34 64
5. Altay 34 63
6. Altınordu 34 60
7. Ankara Keçiörengücü 34 58
8. Ümraniye 34 51
9. Tuzlaspor 34 47
10. Bursaspor 34 46
11. Bandırmaspor 34 42
12. Boluspor 34 42
13. Balıkesirspor 34 35
14. Adanaspor 34 34
15. Menemenspor 34 34
16. Akhisar Bld.Spor 34 30
17. Ankaraspor 34 26
18. Eskişehirspor 34 8
Takımlar O P
1. Man City 38 86
2. M. United 38 74
3. Liverpool 38 69
4. Chelsea 38 67
5. Leicester City 38 66
6. West Ham 38 65
7. Tottenham 38 62
8. Arsenal 38 61
9. Leeds United 38 59
10. Everton 38 59
11. Aston Villa 38 55
12. Newcastle 38 45
13. Wolverhampton 38 45
14. Crystal Palace 38 44
15. Southampton 38 43
16. Brighton 38 41
17. Burnley 38 39
18. Fulham 38 28
19. West Bromwich 38 26
20. Sheffield United 38 23
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 38 86
2. Real Madrid 38 84
3. Barcelona 38 79
4. Sevilla 38 77
5. Real Sociedad 38 62
6. Real Betis 38 61
7. Villarreal 38 58
8. Celta de Vigo 38 53
9. Granada 38 46
10. Athletic Bilbao 38 46
11. Osasuna 38 44
12. Cádiz 38 44
13. Valencia 38 43
14. Levante 38 41
15. Getafe 38 38
16. Deportivo Alaves 38 38
17. Elche 38 36
18. Huesca 38 34
19. Real Valladolid 38 31
20. Eibar 38 30