İlmi siyaset sadece siyasetçileri ilgilendiren bir konu değildir. Hayatın her alanında ilmi siyaset vardır. Hatta aile içi münasebetlerde, çocuklarla iletişimlerde etkili bir araçtır. Birine İlmi siyaset yapıyor demek toplum olarak ona karşı hemen bakış açımız değişmemeli. İlmi siyaseti yapanlar samimiyetle davranınıyorsa yaptıkları takdire dönüşür.Bir insanın samimiyetle karşısındakine mütevazi bir şekilde davranması karşı tarafta memnuniyet oluşturur. Bir doktorun ağır hastasına sen öleceksin demesini hepimiz doğru bulmayız, ancak doktor hastasına moral vererek ölümün gerçeğinden bahsetmesi hem hasta tarafından hemde hasta yakınları tarafından memnuniyetle karşılanır. Elbette doğruyu söylemek gerekir, ancak her doğru her yerde bazen söylenmeyebilir.

İlmi siyaset bir bilim sanatıdır, bir zeka işidir, neyi nerede na zaman söyleyeceğimizi bize öğretir. Sosyal hayatta davranışlarımıza ve söylemlerimize dikkat etmemize yardımcı olur. Rast gele konuşmak yerine daha mantıklı davranmak veya konuşmak çeşitli olumsuzlukları ortadan kaldırır.. İlmi siyaset demek, yanlış bir davranış biçimi demek değildir.Sözlerini dikkatli ve yerinde kullananlara ilmi siyaset yapıyor demek birbirimize olan güvenimizi zedelemekten başka bir şey değildir.Bir öğretmen düşünün, konusunda bilgili, kültürlü ancak, öğrencisine bilgisini kültürünü aktarmada yetersiz kalırsa, öğrenci bir şey öğrenemez. Bir esnaf müşterisine mal satmada nasıl davranacağını iyi bilmelidir. Davranmasını bilmeyen esnafın müşterisi olmaz.

İlmi siyasetle ilgili olarak yıllar önce bir okulda iki öğretmen arasında çıkan bir kavgayıda sizlerle paylaşmak istiyorun. Öğretmenlar odasında iki öğretmen arasında çok ciddi tartışma yaşanır. İki öğretmen ders arasında veya başka bir yerde karşılaştıklarında birbirlerine sert bakışlar ardınadan kötü sözlerle karşılıklı hakaretler hergün büyüyerek devam eder. Tartışma öyle bir hal alır ki öğretmenler birbirlerine neredeyse bıçakla saldırma durumuna gelirler.Diğer öğretmenler bunun bir yolunu bulmaya çalışırlar, toplanırlar bir hukukçu bürosuna giderler, hukukçudan bu kavganın sona ermesi için fikir alışverişinde bulunurlar. Hukukçu, en yaşlı öğretmenin, kavga eden öğretmenlerle birlikte diğer öğretmen arkadaşlarıda çağırarak bir yemek verilmesi önerisinde bulunur. Bu durumu en yaşlı Aslan gibi öğretmene bildirirler. Aslan gibi öğretmen bu teklifi kabul eder, arkadaşlarını lokantaya davet eder. Ancak lokantada da taraflar arasında birbirine bağırmalar hatta tabak fırlatma girişimleri devam eder, Yemekler gelir, yemeklerini yedikten sonra Aslan öğretmen hesabı öder. Arkadaşlar dışarıya çıkarlar, ancak orada kahkahalar yükselmeye başlar kavga eden iki öğretmen birbirine sarılır, diğerleri gülmekten yerlere yatarlar. Aslan öğretmen ben ne hayırlı bir iş yapmışım diye kendi kendine söylenir. İşin aslını sonradan öğrenir, öğretmenler arasındaki bu kavganın gerçek olmadığını öğrenir. Artık iş işten geçmiştir, hesabı Aslan gibi öğretmene ödetmişler. Aslan öğretmenden yemek yeme yolunu böyle bir ilmi siyaset yaparak koparmışlar. İşte, ilmi siyaseti böyle tereyağından kıl çeker gibi kullanan, zoru başaranların işidir. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.