Bu haber kez okundu.

“Basın Odası” Basına Şiddet konusunu ele aldı
Modaratörlüğünü Gazeteci Yazar Necati Atar’ın yaptığı ve Abuzer Demir ile Doğan Durgun’un hazırlayıp sunduğu Basın Odası’na bu hafta Adıyaman Faal Gazetecileri Cemiyeti Başkanı İbrahim Aslan konuk olarak katıldı.
Programda Gazetecilerin darp edildiği konusu masaya yatırılırken Adıyaman Faal Gazetecileri Cemiyeti Başkanı İbrahim Aslan konu ile ilgili yaptığı açıklamada; “Ben olay zamanı orada değildim. Olay yerinde olan biten bana telefonla haber verilince oraya gittim ve orada muhabirimiz Nazım Keleş’in darp edildiğini ve kamerasının alındığını öğrendim. Sonra kameradan kasetin çıkartılıp kameranın hasar görmüş bir şekilde verildiğini gördüm. Bana önce Ak Parti Gençlik Kollarına üye gençler tarafından kasetin alındığı söylenildi. Orada bulunan AK Parti Grup Başkan Vekili Ahmet Aydın’la bu konuyu direk görüştüm. O da gençlik kolları başkanına söyledi. Biz konuyu biraz araştırdık ve kaseti alanın onlar olmadığını öğrendik. Sonra Belediye personellerinin ismi geçti. Bizde belediye personellerinden bir yetkiliyle görüştük. Önce böyle bir şey yok denildi. Görüştüğüm belediye yetkilisine de ben benzer şeyler söyledikten sonra İHA muhabiri Cihan Kizir’in kamerasını istedik. Ve o görüntülere baktığımızda Belediyespor’un yönetiminden kişiler ve Belediyespor’un şoförüydü biri belediyenin çalışanıydı. Kendini çeken gençte belediye sporun futbolcusuydu. Bunlar hep Belediyespor personeliydi. Biz görüntüleri gösterdikten sonra bizim muhabir düşmeden önce İHA’nın muhabirinin kamerasına yansıyan görüntülerde muhabirimizin kamerasını ASU Tv’de çalışan bir personele verdiği görülmüştür. Bu görüntülerde açık bir şekilde ortada zaten kameranın kaseti bir şekilde birileri tarafından çıkartılmıştı. Ben Belediye yetkililerine bu kasetin onlarda olduğunu söyledim ve bu kasetin verilmemesi durumunda AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Prof.Dr. Numan Kurtulmuş ile bire bir görüşeceğimi ve durumu ona ileteceğimi söylediğimden 5 dakika sonra kaset elimize ulaştı. Aynı görüntülerde o kasette de gazetecilere darp, şiddet, fiili saldırı vardı. Adıyaman’da ben bunu söylemek istiyorum, bu üç dört gündür darp ve fiili saldırıyı karıştıranlara söylüyorum. Ben darbın ve fiili saldırının ne olduğunu merak ediyordum. Basın İlan Kurumunun yönetmeliklerini açtım. Çünkü Türkiye’de özel kanunla korunan tek yer Basın İlan Kurumu. Gazetecinin haber alma esnasında zerre kadar müdahale etmesi, bağırması, çağırması habere müdahaledir, fiili saldırıdır. Belediyenin kendine göre değerli Personellerispor’u bırakmış belediye başkanın her türlü, adını ne koyarsanız koyun, bu sokak zorbalığı da olur, şehir eşkıyalığı da olur, değnekçiliği de olur. Orada başlı başına basın mensuplarına alenen gazetecilere hakaret var, küfürler var tehditler var.
Yani açık ve alenen belediye başkanının yanındakilerinin belediye başkanına şirin gözükmek için, yalakalık yapmak için, iyi bir konuma gelmek için, çalışanların biraz daha da tabiri caiz ise yalakalıkla bir yerlere gelmek için vermiş olduğu çabaydı. Bu konu ile ilgili belediye başkanı bir açıklama yapmadı. İki gündür belediye başkanı Ankara’da olayla iç içe olan ve gazetecilere hakaret eden kişiler tarafından belediye başkanı tarafından resmi veya gayri resmi olarak bir açıklaması yok” dedi.
Daha sonra söz hakkı alan gazeteci yazar Abuzer Demir ise; “Aslında bu olay topluma egemen olan şiddet olayının bir parçasıdır. Belediye üzerinden alırsanız; ben hatırlıyorum belediye başkan yardımcısını komalık ettiler ve yoğun bakımda yatmıştı ve beyin travması geçirmişti. Yine belediye başkanı yanına bir kaç kişi alarak işte bu Adıyaman’daki direklere asılan pankartların direkleri eğmesinden dolayı TEDAŞ’ın gösterdiği reaksiyona misilleme olarak TEDAŞ müdürünün’de makamını basarak onu taciz ettiklerinin ve ciddi şekilde bir saldırıya uğradığına yönelikte haber aldık. Ben önceki günkü yazımda da yazdığım gibi kovboy filmlerindeki şerif figürü ortaya çıktı. Yoksa öyle bir ortam mı sergileniyor? Çatlak ses çıkaran veya mevcut nizama aykırı hareket eden veya mevcut yönetimi eleştiren birileri, kurulmuş olan veya örgütlenmiş olan bir sistem tarafından korkutulmak veya bastırılmak yönlerine gidiliyor. Tabi demokratik bir ülkede demokrasiyle idare edilen bir ilde bunlar hiç yaşanmaması gereken olaylar. Tabi biz böyle diyoruz ama bu olaylar, bu şiddet olayları yalnız belediyenin veya yönetiminin düşüncelerine ters olan insanların maruz kaldığı bir olay değil. Sağlıkta da şiddet var, sporda da şiddet var. Artık toplumun her aşamasında şiddet var. Yani bizim diğer Ortadoğu ülkeleri gibi her olayımızı şiddetle baskılayarak çatlak sesleri yok sayarak eğer çıkmaya devam ediyorlarsa bunları kurutarak çözmeye çalışıyoruz. Ve Türkiye bu olayı topluma olan bir şiddet olayın parçasıdır.”
Gazeteci yazar Doğan Durgun ise; “Bu tarz olaylar Adıyaman’da bir ilk değil daha öncede buna benzer birçok olay yaşandı. Cuma olayları ve gazeteciler darp edildi. Adıyamanspor maçında başka bir arkadaşımız darp edildi. Hatta nerdeyse öldürülecekti. Onun dışında yine bir vatandaş ve gazeteci darp edildi. Zaten Adıyaman da egemen olanlar, iktidar olanlar kendilerini fedai bir delil olarak görüyorlar. İstedikleri gibi yönlendirip ve tahsis edecekler ve buna kimsenin itiraz etmeyeceklerini düşünüyorlar. Adıyaman da çok ciddi bir basın var ama bu tür olaylarda basın vatandaşın kendi hakkını arama konusunda geri duruyor. Eskinden polis gazeteyi basmış yazarları dövmüştü. Aynı gazete diğer gazetelere ricacı olmuştu. Aman haber yapmayın diye buraya geldiğin zaman iktidarda yerel yönetimde olanlar, milletvekili olanlar bu manzaraları gördükleri için çok rahatlar biliyorlar ki kimse tepki göstermeyecek, bir kamuoyu oluşturulamayacak dava süreci yaşanmayacak. Dava süreci olursa birileri araya girecek susturulacak bu anlamda İbrahim Aslan’ın muhabirine sahip çıkması yani genelde bu gazete ve televizyon sahipleri de gazetesine ve muhabirine sahip çıkmıyorlar. Birazda bana bir şey olmasın manası ile gazetesini ve emekçisini feda eden bir zihniyet ama asıl olan burada şu eğer Adıyaman gerçekten toplumsal bir tepkiyi oluşturabilirse özellikle bu gazetecilere darp, şiddet konusunda o zaman baştaki insanlar ise kendilerine çeki düzen verirler. Ama siz kendinizi çok ucuza satarsanız, sonuç itibari ile onlar sizi bir eleman olarak görür. Sizi bağımsız eleştirebilen bir basın olarak değil, sizi gerektiğinde susturulan basın açıklamalarını yapan fotoğraflarını çeken bir uzaktan kumanda olarak görür. O yüzden birde şu şekilden tehlikeli yani adam mağdur biri Necip Büyükaslan’ın adamları dövdü diyor. Burada şu önemli; bir ilin belediye başkanı ikinci dönem belediye başkanı herkesi kucaklıyorum diyen bir belediye başkanın tavrı aslında irdelenmesi gereken başka bir nokta siz bu ili yönetiyorsanız. Bu ilde fakirin, zenginin, yoksulun, köylünün, alevinin herkesin belediye başkanısınız. Bazıları da görevden dışarı çıkartılar. Eğer belediye başkanın böyle bir tavrı yoksa kendi çıkıp açıklayabilir. Benim ilgim dışında haberim olmadan böyle bir olay gelişti. O zaman belediye çalışanlarının olaya müdahaleleri göz önünde.” dedi.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.